23/11/2006 - BİZİM ZAMANIMIZDA

ben çocukken annem kendi küçüklüğünü anlatır,bizde hikaye dinler gibi dinlerdik.her hikayenin sonunda"nerde o eski günler" derdi.her hikayesi ayrı keyifti benim için.şimdi ben çocuklarıma anlatıyorum ve ekliyorum" nerde o eski günler"sanırım her geçen gün biraz daha özlüyoruz dünümüzü.
benim çocukluğum yetmişlerin sonuna seksenlerin başına denk geliyor.hatırlıyorumda o zamanlar herşey daha güzeldi.teknoloji insanları yanlızlaştırdı,vahşileştirdi.
sonbaharla beraber tüm mahallede tatlı kış hazırlıkları başlardı.tüm komşular imece usulü toplanır her gün birine kışlık yapılırdı.muhteşem kahkahalar eşliğinde devasa kazanlarda,şölen ateşi tadında büyük ocaklar kurulur.salçalar konserveler yapılır,makarnalarkesilir,turşular kurulurdu.büyük salça kazanlatrının başında küçük serçeler gibi üşüşür kazanın dibini sıyırmak için sıra olurduk.
annemi hep tatlı bir telaş içinde hatırlarım.işlerini biran önce bitirip kadınlar matinesine yetişmeye uğraşırdı.biz çocuklar her akşam birinin evinde kalır,annelerimiz gelene kadar oyunlar oynardık.sobada kestaneler kızarır çıtır çıtır.
televizyon yoktu herkesin evinde.ama radyoda arkasıyarınlar vardı.televizyonu olmayanlar olanlara misafir giderdi.özenle kabartılmış yün döşekli sedirlere oturulur çekirdek yiyerek beklerdik tek kanallı televizyonumuzun yayına girme saatini.önce uzun bir dıııt sesiyle başlardı.istiklal marşından sonra açılırdı televizyon.açılmasıda kolay olmazdı hem..önce ısınmasını beklerdik.televizyon önlerinede renkli izlenişmi vermek için mavili yeşilli mikalar konurdu.ilk renkli yayını izlediğim zamanki hayranlığımı anlatamam.bir dizi vardı shogun(umarım yanlış yazmamışımdır).tüm yayınlar renkli diildi.bazı diziler sadece.....gazeteden takip ederdik hangi dizinin renkli yayınlanacağını.annem divanın yün döşeğini iyice kabartır oturtmaz dı bizi üzerine bi gelen olur diye. hep gelen olurduda.
akşamları 20 kg.lık yün yorganların altına yatak sıcak olsun diye sıcak su torbaları koyardık.kaynatılıp temizlenmiş kar gibi lavanta kokulu yataklarımıza sıcacık girerdik.sabah soba üstündeki maşada kızartılırdı çıtır çıtır yağlı ekmekler.tel dolaplardan çıkardı kahvaltılık.semaverde demlenirdi çayımız.kedimiz köpeğimiz hiç eksik olmazdı bahcemizde.ve arkadaşlarımız......
organ mafyası,çocuk tacizleri,kaçırılma olayları nedir bilmezdik,uyuşturucu extazi adını hiç duymadık.ama rontgencilerimiz olrdu arada bir .bahceli evlerimizde perdeleri sıkı sıkı kapatırdık birisi izlemesin bizi otururken diye.ne hikmettir bilinmez açık olduğunda mutlaka bir rontgenci gelirdi.
biz şanslı çocuklardık.meyvelerin adını manav tezgahlarında değil ağaç dallarında öğrendik.oyun hamurlarından değil çamurdan yaptık canavar heykellerimizi.sırma saçlı bebeklerimiz yoktu belki ama bilirdik mısır püskülünden bez bebeklere saç yapmasını,kibrit kutularından trenleri.bilgisayar başında barbie giydiremedik hiç ama kağıttan bebeklerimize kağıttan elbiseler çizerdik.ağaçlardan düşerdik,tozların içinde oynardık yakantop,istop ve beş taş oyunlarını.tanırdık karanfili,ökseotunu,madımağı.dalından yerdik hormonsuz domatesleri....
sevdiğimize mail atmadık hiç,gül kokulu çiçekli sayfalara türkü tadında mekturlar yazardık.kamerada değil büyük ağaçların altında verdik ilk kaçamak öpücüğü.ve kazırdık adımızı iletilere değil ama ağaç gövdelerine.
bayramları hatırlıyorum.günler öncesinden yapılırdı tüm evlerde bayram temizlikleri.bayramlıklarımız alındığında sabaha kadar uyumazdım heyecandan.bozuk paralar hazırlanırdı çocuklar için,mendiller alınırdı ,arasına konurdu bayram harçlıkları.en az parayı pakize teyze verirdi .en son giderdim onun evine.hep merak ederdim bi türlü tatmama izin verilmeyen likörü.ne güzel küçük renkli kadehlerde sunulurdu şekerin yanında.
annem hep bi beden büyük alırdı kıyafetlerimi."bidahaki senede giyer "diye.ben içne girene kadar eskirdi.hiç giyemedim üzerime tam gelen bişeyi.markalı ayakkabılarımız olmadı...kimsenin yoktuki zaten.hep aynı yoksulluğun çocuklarıydık.yoksul ama mutlu.
şimdi çocuklarıma anlatıyorum o günleri.şaşırıyorlar bazen hikaye gibi dinliyorlar.sanki bir asır geçmiş gibi...onlar neler anlatacak kendi çocuklarına....kimbilebilir???
|